Ingress: Ankara’da Arttırılmış Gerçeklik Oyunu

Ingress hatırladığım kadarıyla bundan 1 ya 1.5 yıl önce piyasaya çıkarıldı. Bir arttırılmış gerçeklik oyunu kendisi. Başka bir deyişle elde telefon Ankara’da ordan oraya giderek oynayabileceğiniz hatta bütün dünyada oynayabileceğiniz bir oyun bu. Bakın nedir hikaye:

Continue reading →

Gmail mi, Messenger mı?

Ciddi Olan ve Olmayan İnternet Haberleşmesi diye birşey varmış. Varmış diyorum çünkü hiç böyle düşünmemiştim. Daha doğrusu iletişimin hangi kanaldan yapıldığının ciddiyet üzerinde bir etkisi olduğu aklımın kenarından bile geçmezdi. Ama insanlar öyle düşünüyorlarmış.

Geçenlerde birisinin diğerine (inanın kimlerdi hatırlamıyorum), “böyle bir daveti niye facebook gibi ciddiyetsiz bir yerden yapmış ki?” dediğini duydum.  Sanıyorum yemekhanedeydik, yan masada birisi diğerine demişti bunu, ama emin değilim şimdi. Düşününce tuhaf geldi.  Continue reading →

Sosyal Medya Denemeleri Yapıyorum Bu Sıralar

Bu dönem başlattığım yeni bir yüksek lisans dersim var. Adı, “İnternet, Sosyal Medya Ve Sanat”. Aslında oldukça geniş içerikli bir ders. Heyecan duyduğum bir ders. Sonuçlarını görmek istediğim bir ders.

Bu dersin bir parçası da sanatçının sosyal medyayı nasıl kullanması gerektiği ile ilgili. Bu bağlamda elbette pek çok kaynaktan beslenmiş olmama rağmen gene de denemeler yapma ihtiyacı hissettim. Sonuçlarını merak ettim. Continue reading →

Yapay Kalp Zarı

Yapay Kalp Geliyor, Kalpsizlere Duyurulur 🙂

Her zaman olmasını istediğim bir teknolojidir yapay organ üretimi. Hani bozulan parçayı at yerine yenisini tak çalışsın gibi. Bu istediğim yakın zamanda gerçekleşeceğe benziyor, zira, İsviçreli olmayan bilim adamları 3 boyutlu yazıcı çıktısı bir zar ve üzerine takılı bir yığın elektrotla çalışan yarı organik kalp attırıcı yapmışlar.  Continue reading →

Flappy Bird ve Katarsis

Dünyayı kasıp kavurmuş, ilgi alanım olmadığı için hiç duymamışım. Flappy bird, parmağınızla 8 bitlik kuşu engellerin arasında uçuruyorsunuz. Eski tip grafiklerin kullanıldığı, hiç bir ileri seviye özelliği olmayan bir oyun bu. Ama nasıl oluyorda dünyayı kasıp kavuruyor, nasıl oluyor da millet işi gücü bırakıp, onunla oynuyor, asıl buna bakmak lazım. Ben bunu biraz katarsis durumuna bağlıyorum kendimce.

Flappy bird benim ilkokul zamanlarımda olan Amstrad 128k (128 kb ram 🙂 ) oyunlarıma benziyor. 8 bitlik karekterler, microswitchleri bile olmayan bir joystick ile yeşil ekranın başında o leveli geçeceğim, bu levelı geçeceğim zamanlarımdan kalma bir duygusu var Continue reading →

Evernote Çizim Eklentisi Nehayet Geldi

Evernote kullanıcısı olduğumu eski yazılarımı takip etmişliğiniz var ise bilirsiniz. Hatta onunla oldukça hastalıklı bir ilişkim olduğunu da daha önceki blog yazılarımda yazmıştım. Her iş ve her durum için evernote’u kullanıyorum. Ama mesleğim hocalık, işim sanatçılık olunca elbette kullanım tarzım ister istemez normal bir kullanıcıya göre biraz daha farklılaşıyor ve daha çok özelliğe ihtiyaç duyuyorum.

İhtiyaç duyduğum özelliklerin en başında çizim isteği durur. Öyle ki, tasarımlarımı evernote’da açtığım eskiz defterinde tutma ihtiyacım var. Bu maksatla yaptığım iki şey vardır. Bunlardan bir tanesi çizimi kağıtta yapıp fotoğrafını çekerek deftere atmak, ikincisi ise Continue reading →

180 Derece Film İzlemek İster misiniz?

180 derece film izlemek ister misiniz? Ben şahsen bir test etmek isterim doğrusu ama gene de filmi bozacağına eminim. Çünkü her yeni görüntüleme teknolojisi film izleme keyfine yeni bir şeyler katma vaadiyle ortaya çıkıyor. Ama ortaya çıkan şey çok da bir nane olmuyor. Bunun da aynı tür etkiler yapacağını sanıyorum. Ama gene de merak etmiyor değilim doğrusu.

Continue reading →

Bilgisayar Fiyatına Telefon Almaya Hiç Gerek Yok

Hayatımın en büyük kazıklarını oldum olası teknoloji ürünlerinden yemişimidir. Bunun başlıca sebebi, her dakka yeni ürünler ortaya çıkartmaları ve eskisini de insanların ellerinden çıkarttırmak için yedek parça satışlarını kısmalarıdır. Ben buna çok kızan bir insanım. Binlerce liraya aldığım bir ürün 3 yıl geçmeden sahipsiz kalır. Gidip yenisini almak şart olur ki, ben bu kadar parayı sokağa atacak kadar aptal olmak istemiyorum.

Continue reading →

Web Sayfasını Büyütmek/Zoomlamak İçin Bir Araç

Geçenlerde, oldukça zamandır şikayet ettiğim, net görememe hadisesini çözmek için doktora gittim. Zira, oldukça rahatsız ediyordu. Özellikle cep telefonundan bir şey okumak neredeyse imkansız bir haldeydi. Her neyse, gittim doktora, baktılar gözlerime, karşı duvara yansıyan harfleri falan okuttular ki, sonuç, her iki göz de 1 numara bozulmuş. Neden dedim, yaştan dedi doktor. İyi ne yapalım.

Sonrada gözlüklerimi aldım ki, ben bu durumu şöyle tanımlıyorum: gözlüksüz herşey SD fekak gözlükle herşey HD. Gözümde ayrı bir aparat olarak durması dışında hiç bir sorunum yok. Continue reading →

Bilgisayardaki Büyük Veri Yığınları ile Nasıl Başa Çıkılır: Taglemek

[dc]B[/dc]ilgisayarlarımız ve hatta telefonlarımız bir bilgi çöplüğü halinde. İçinde uzun yıllardır duran pek çok dosya var ki, çoğumuz bu dosyaların içinde ne olduğunu bile unutmuş vaziyetteyiz. Bunlar o kadar çok birikmiş ki, artık içimizden el sürmek bile gelmiyor, “bir ara bir boşlukta bakarım, ayıklarım” diyoruz ama o boşluk hiç gelmiyor. Dosyalar veriler yığıldıkça yığılıyor. Hatta hard disklere sığmıyor ki gidip dış hard diskler alıyoruz ya da online servisler kullanmaya başlıyoruz. Verilerimizi buralara atmaya başlıyoruz. İyi de bunun sonu ne olacak. Bilgisayarlarımıza ve hatta internete bile sığamıyoruz.

Continue reading →

F Klavye mi, Q Klavye mi?

 

Ben pek çok konuda şanslı bir çocuktum. Bir kere öğretmen bir ailenin çocuğuyum. Dolayısıyla evimizde standart evlerde olmayan araçlarla ve fikirlerle büyüdüm. Bu araçlardan bir tanesi fotoğraf makinesi idi. Her evde yoktu ama babamda vardı. Bu sayede çocukluğum ve bebekliğim fotoğraflanmıştır (70’li yıllar). İkincisi ise babamın bir üniversite hocası olması ve bu sayede evde bir daktilo olmasıdır.

Ben küçükken evde bir daktilomuz vardı. Şimdi markasını hatırlamıyorum ama National Geographic sarısı bir aletti. Basamaklı tuş yapısı söz konusuydu ve benim bayağı uzun süre oynadığım bir oyuncak olmuştu. 🙂 (e o yaşta makale yazmamı beklemiyorsunuz herhalde.) Continue reading →

Robotların Fink Attığı Dünya

Robot teknolojisi gün geçtikçe ilginçleşiyor. Günden güne daha fazla işlev sahibi oluyorlar. Her gördüğümde de şaşırıyorum. Hoşuma da gidiyor. Bunlardan belki de günümüzde en önemli olanı ‘drone’lar. Her bir şeye yarayabilen küçük, uçabilen robotlar bunlar. Ve çok işe yarıyorlar ve çok işe yarama potansiyelleri var. Bu yazımda da bu yeni küçük arkadaşlardan biraz bahsetmek istiyorum zira teknoloji merkalısı olmayan insanların bile oldukça ilgisini çeken bir durum bu.

Continue reading →

Blog Okunurluğum Fırladı

Bu internet ne kadar tuhaf bir yer. Neredeyse 2 yıldır bu bloğum var ama ne zaman sanatı sepeti, hayatla ilgili olanı yazmayı bırakıp android uygulaması üzerine birşeyler yazsam, okunma patlaması yaşıyorum.

5 gün önce bir yazı yayınladım. “Hayatımı Kolaylaştıran En iyi 13 Android Uygulaması” başlığı ile. Okuyucu sayısı bir anda 5 değil, 10 değil, 15 katına çıktı. Blog sayaçları çıldırdı bir anda. Ne biçim işmiş bu böyle. Ama sebebini de bilmiyor değilim. Continue reading →