Teknoloji Ahtapotu

İlginç zamanlar yaşıyoruz. Teknoloji çok hızlı bir biçimde gelişiyor, kolaylıklar sağlıyor ama bir o kadar da mahremiyetle ilgili sorunlar getiriyor. Kendi kendine süren araba, insanlara ürün ulaştıran dronelar, internet sağlayan balonlar. Her şey çok ama çok ilginç ama işin öbür tarafı da çok düşündürücü.

Kendi kendini süren araba. Google’ın uzundur üzerinde çalıştığı bir proje. Sürüşü rahatlatmak ve de ayrıca trafik güvenliğini arttırmak gibi bir amacı var. Yöntemi ise google’ın yıllardır oluşturduğu alt yapıyı yani google maps’i kullanarak araca yön buldurmak. Sadece o kadar da değil, yoldaki arabaları, yayaları gibi sürüşü etkileyen şeylerle başa çıkabilmek için de arabanın tepesine 360 derece tarama yapan bir scanner söz konusu. Kulağa hoş geliyor, rahatlık olacağa benziyor. Aslında olur da hatta görme engellilerin arabayla bir yerden bir yere gitme özgürlüğü veriyor. Bakın konu hakkındaki video aşağıda:

(google)

İnternetten alış veriş yapıyoruz. En sevmediğimiz şey de, siparişini verdiğimiz ürünün 3 gün sonra gelmesi. Elbetteki bir ürün satış ve pazarlaması sorunu bu ki, hemen bu konuda yatırımlar ve gelişimler söz konusu olabiliyor. Bunlardan bir tanesi Amazon. Henüz izin alabildi mi bilmiyorum ama olay şu: amazondan bir ürün istiyorsunuz. Amazon bunu size bir drone ile gönderiyor. Yarım saatte elinizde. Video şurada:

Çok pratik görünüyor değil mi. Kesinlikle öyle. Ancak amazonun kullanmayı planladığı araçlar küçük ve yavaş. Google bu konuya da el atarak daha büyük ve uzun mesafe ürün göndermeyi düşünüyor. Bunun için bir araç ta yapmış. Şu:

Bütün bunlar oldukça ilginç ve hayat kolaylştıran şeyler. Keza, günlük kullandığımız Twitter, Facebook, Google+, instagram kendimizi yayıyor dünyaya. Bunlardan da büyük ölçüde yararlanıyoruz yararlanmasına ama her rahatlığın bir bedeli var. Mesela facebook’u ücretsiz kullanmamızın bedeli aslında mahremiyetimiz. Nasıl mahremiyetimiz?

Fotolarımız, düşüncelerimiz, nerelere gittiğimiz kabak gibi ortada bu sayede. Üstelik bunu bilinçli ve isteyerek yapıyoruz. Çünkü bu bir ihtiyaç. İnsanların bizi duyması anlaması bizim için önemli. Bu durumda eli mahkum mahremiyet gümbürtüye gidiyor. Belki bu anlaşılmamız,

Ama hepimiz biliriz ki aslında özgürlük çok muğlak bir kavram. Bazı kullandığımız araçlar için karşılığında mahremiyetimimizi veriyoruz. Bunu verince başkasının eline, her an nerede olduğumuzun bilinmesi gibi bir durum ortaya çıkıyor ki, bu durum aslında özgürce hareket edebilme durumuna pek uymuyor. “istediğin gibi gez ama nerede olduğunu bileyim” durumu. Çok da hoş değil doğrusu.

24 Eylül 2014
Beytepesi, Ankara

Reklamlar

Yorumlarınızı Bekliyorum...

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s