Gmail mi, Messenger mı?

Ciddi Olan ve Olmayan İnternet Haberleşmesi diye birşey varmış. Varmış diyorum çünkü hiç böyle düşünmemiştim. Daha doğrusu iletişimin hangi kanaldan yapıldığının ciddiyet üzerinde bir etkisi olduğu aklımın kenarından bile geçmezdi. Ama insanlar öyle düşünüyorlarmış.

Geçenlerde birisinin diğerine (inanın kimlerdi hatırlamıyorum), “böyle bir daveti niye facebook gibi ciddiyetsiz bir yerden yapmış ki?” dediğini duydum.  Sanıyorum yemekhanedeydik, yan masada birisi diğerine demişti bunu, ama emin değilim şimdi. Düşününce tuhaf geldi. 

İnternetin üzerinden gerçekleşen kişiler arası direkt iletişimin ciddiyetli bir kanaldan ya da ciddiyetsiz bir kamaldan yapılmış olması durumu benim için çok anlaşılır bir durum değil. Diyelim ki, bir konferans var ve birisini davet edeceksiniz. Neyi kullanırsınız davet için? Gmail mi, yoksa facebook mu? Neden?

Diyelim ki gmail’i kullanmak doğru geldi. Oturdunuz gmailin başına, word ya da indesign’da antetli, imzalı falan davet mektubunuzu A4 ebadında hazırladınız. Bunu e posta eklentisi olarak göndereceksiniz (işin raconu budur elbet). E postaya eklenti dışında bir kaç laf ettiniz, lafların sonuda da best regards dediniz bitirdiniz. Sonrada göndere tıkladınız ve gitti. Bunun ciddiyet olasılığı nedir?

Diyelim ki aynı aksiyonların tamamını facebook mesaj sistemi üzerinden yaptınız. Ne de olsa facebook’un mesaj sistemi eklentiye falan da izin veriyor. Bunun ciddiyet olasılığı nedir?

Pek çok kişi için fark ediyormuş demek ki ama benim için hiç bir farkı yok. Çünkü nihayetinde, word’de hazırladığınız antetli imzalı davet mektubunuzda, başta ettiğiniz birkaç laf da, eninde sonunda 1 ve 0 lardan oluşan sisteme dönüştürülüp sinyallerle ana serverlara oradan da kişiye iletiliyor. Kişi de bunu alıp okuyup, gerekli hareketi yapıyor. Tek fark, mesajın açıldığı ara yüz. Birisi facebook mesaj kanalı, birisi gmail ara yüzü.

Her iki arayüzde, pixellerden oluşuyor, her iki arayüzde mesajı okutuyor, eklentiyi açıyor. Dolayısıyla benim için bu iki mecranın hatta bunun dışındaki mecraların hiç bir farkı yok kişisel iletişim açısından. (tabi davet eden kişi kalkıp ta kişisel mesaj kanalını kullanmayıp, kişinin facebook duvarına davet mektubunu yapıştırarak yapacak kadar armutsa, diyecek birşey bulmak güç elbette). Önemli olan bana iletilmek istenenin, bana ulaşıp ulaşmadığı ve içeriği.

Ancak buradan çıkan bir başka sonuç da, insanların facebooku ciddi bir kanal olarak algılamadığı. E kısmen doğru. Ama facebook içeriğini hazırlayanların, yazarlar olmadığı, onun kullanıcıları tarafından oluşturulduğu gerçeğini unutmamak lazım. Yani başka bir deyişle, ciddiyetsizse (ki öyle), bunu yaratan da biziz nihayetinde.

Reklamlar

Yorumlarınızı Bekliyorum...

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s