Avatar Oldum

Avatar oldum. Daha doğrusu bu resim bir avatar oldu. Bir twitter kullanıcısı, kendine profil resmi olarak benim resmimi uygun görmüş ve kullanmış. Önce kızdım, benim yüzümü nasıl kullanır diye, sonra fotoğrafın asıl sahibi olan Emre Alkaç’ın bir çalışmasını bu kadar kolayca nasıl kullanır diye düşündüm. Ama sonra kızmaktan vaz geçtim. Herhalde kendi yüzü yerine bir avatar ararken benim fotoğrafımı bulmuş (her nasıl olduysa) almış kendi sanal yüzü yapmış.

Avatar kavramını, ne olduğunu bilmeyenler için kısaca bir açıklayayım: Avatar, sözlük anlamıyla, bir kişinin ya da bir fikrin cisimleşmiş hali, ortaya çıkmış durumu anlamında kullanılır. İnternette ise, bir kişinin takma ismi olabileceği gibi takma görüntüsü de olabilir. İşte bu takma görüntüye avatar deniyor. Yani kendisi değil ama bir şekilde seçtiği bir kişinin görüntüsü. Bu görüntü çizgi karekter olabileceği gibi, bir animasyon ya da bir fotoğraf olabiliyor.

Avatar kavramı, “Avatar” isimli filmden önce karşılaştığım bir kavram aslında. İlk karşılaşmam yıllar önce bir gün yahoo’daki e posta hesabıma girdiğimde karşıma çıkmıştı. Bana bir avatar yaratmak isteyip istemediğimi soruyordu. Merak ettim, “yes” dedim. Bir çizgi karekter ve yanında bir çok kontrol söz konusuydu. Bu kontroller, saçının rengini değiştir, saçını uzat, gözünü ayarla, göz rengini ayarla gibi uzayıp giden bir kontrol paneliydi. Biraz uğraştım ve kendime bir çizgi avatar yarattım. (Şimdi baktım yok, herhalde yahoo vazgeçmiş). Sonrasında online oynanabilen massive multiplayer oyunlarında bu durum ortaya çıktı. Şu sıralar da neredeyse her oyunda var. Mesela çoğu insanın uzun süredir oynadığı (ki artık “oynadığı” denemez, yaşadığı diyelim) Second Life.

Ama avatar olayına en ilginç yaklaşımı Matrix’de karşıma çıkmıştı. Ne diyordu Morpheus, “menthal projection of your digital-self”. Bunu çevirmek biraz zor. Dijital kendinin, akli yansıması. Hikaye şu: Neo (baş kahramanımız, dünyada saçma bir şeyler olduğunu, bu dünya ve hayatın bir garip olduğunu her zaman hisseden bir kişidir. Morpheus, onunla bağlantı kurar ve onu yaşadığı hayatın aslında bir bilgisayar simulasyonu olduğunu gösterir. Kendisinin aslında başka bir yerdeki vücutta yaşadığını ama beynine bu simulasyonun enjekte edildiğini anlatır. Bunu yaparken de kendi hazırladığı bir başka simulasyonun içine Neo’yu sokar ki, bu lafı da orada eder. Bence en ilginç avatar tanımlaması da burada ortaya çıkar: menthal projection of your digital-self.

Avatar olayı internette ya da başka bir deyişle dijital dünyada çok kullanılır. Kullanılmasında bir sakınca yok ama başkasını kendisi gibi kullanmaya başlayınca iş biraz değişiyor. Hatta bunu izinsiz bir şekilde yapmaya başlayınca da olay artık hukuki bir boyut bile kazanıyor. Suç olmaya başlıyor.

Benim resmimi kullanan  zat’a bir kaç kez mesaj attım. Benim resmimi kullanmaktan vazgeçmesi için ama ne geri dönüş oldu, ne ses, ne seda. Bu ne rahatlık diye düşündüm ve ne yapabileceğimi araştırmaya başladım ki, ilginçlikler bir bir dökülmeye başladı.

Bir kere hukuksal anlamda hiç bir şey yapamıyormuşuz. Çünkü hukukumuzda bu gibi durumlar tanımlı değil. Daha doğrusu durum şu: tr uzantılı web sayfaları üzerinde hukuksal düzenemeler var ve bunlar kopyacılık sahtecilik gibi şeylerde işe yarıyor ama tr uzantısı olmayan, başka bir deyişle, Türkiye’de olmayan sitelere karşı hiç bir şey yapılamıyormuş. Mesela facebook’ta bir kişi size küfretse, siz ekran görüntüsü ile savcılığa başvursanız ama küfreden küfrünü silerse hiç bir şey yapılamıyormuş. Hatta silmesine bile gerek yok, ekran görüntüsü delil olamıyormuş. Bunun bir fotomanuplasyon olması durumu karşısında, o durumun belgeleri facebooktan isteniyormuş ama facebookta bizim hukukla bir ilgisi olmadığı için göndermeye tenezzül bile etmiyormuş. Dolayısıyla kanıttan yoksun olan dava düşüyormuş. Sıfıra sıfır elde var sıfır. Twitter içinde aynı şey geçerli. Benim fotoğrafımı alıp kendine profil resmi yapan zatı muhtereme de bişey yapmak mümkün değilmiş. Tek çözüm kaynağa başvurmakmış. Ben de denedim tabi. Twitter’a bir mesaj attım. Birisi benim resmimi profil olarak kullanıyor diye. Cevaben gelen mesajda, “evet haklı olabilirsiniz ama bize yasal kimliğinizi gönderin (faxla), gereğini yapalım dediler, ancak o fax elimize geçinceye kadar hiç bir hareket yapmayacağız”. Nereden bulayım faxı, ayrıca yasal kimlik bilgilerimi niye el aleme gönderiyorum diye düşündüm. Zaten çok da önemsemediğim bu durum karşısında uğraşmadım. Ama siz uğraşmak isterseniz, bu sosyal ağların merkezleriyle bağlantıya geçmeniz yeterli oluyor. Kişinin hesabını bile sildirebiliyorsunuz.  Yanlış: hiç bir cacık olmuyormuş 😉

Ama gene de avatar olmak ilginç. Bakın durum şu:

Ama ilginç olan da şu, adam toplam 45 tweet atmış ve 995 takipçisi var. Nasıl oluyor bu. Herhalde fake bir hesap bu…

 

Güncelleme (20. Ekim.2013): Tam tahmin ettiğim gibi. Hesap kapanmış. İnternette de böyle birisi yok.

Reklamlar

Yorumlarınızı Bekliyorum...

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s