Boson Parçacığı Bulundu, İyi de Nedir bu?

Bozon (boson) parçacığı keşfedildi. Bilim için inanılmaz bir buluş. Evrenin nasıl oluştuğunu anlamamıza dair bir başka ip ucu daha

CERN’ün adını mutlaka duymuşsunuzdur. Duymadıysanız da kendinize rahatlıkla “sağır sultan” diyebilirsiniz. CERN, İsviçre, Fransa sınırında kurulan bir laboratuarın adı. Dairesel bir biçimde kurulmuş. Amacı, atom altı parçacıkları ışık hızına çıkarıp birbiriyle çarpıştırıp, sonuca bakmak. 31 milyar dolar harcanmış bu proje için. Amaç: evreni anlamak. Belki hakkında yapılan spekülasyonlar sayesinde duymuş olabilirsiniz  ya da Dan Brown’un Melekler ve Şeytanlar’ından. İnanılmaz bir parçacık fiziği laboratuarıdır. Bir benzeri de Texas’da bulunmaktadır. Süper Collider. Ama Bush savaşa para ayırmayı daha akla yatkın bulmuş olmalı ki, süper collider’a verilen fonları kaldırmış ve laboratuar kapanmış. Şimdi Amerikalılar “bizdeki süper collider çalışsaydı biz bunu 20 yıl önce bulurduk” gibi cümleler kurmaktalar. Tipik boş Amerikan böbürlenmelerini bir kenara bırakıp olayın niteliğini anlamaya çalışalım.

Bu gün (4 temmuz) deney yapılmış ve parçacıklar çarpıştırılıp, ortaya çıkan yıkıntı(debris)  incelenmiş ve tanrı parçacığı lakaplı bozon partikülü bulunmuş. Önemli bir deney. Nedeni şu:

Uzun yıllar boyunca bize, maddenin en küçük parçacığı olarak atom öğretildi. Sonra dendi ki, atomdan küçük, elektron, protonlar var. Sonra kuantum fiziği bize gösterdi ki, proton, netron ve elektronları da oluşturan parçacıklar var: kuarklar. Kuantum fiziği denilen standart fizik kurallarının değiştiği bir evrenle de bu noktada tanıştık. Şimdi daha da küçük bir parçacık ortaya çıktı ki, teorik olarak varlığı 1964 yılında ortaya konmasına rağmen, tespit edilememişti. Bu gün tespit edildi: Bozonlar.

image

İnternette yaptığım okumalardan epey özet bir bilgi vereyim.

Bildiğimiz evrenin ortaya çıkış hikayesi her bilimcinin anlamak istediği çözmek için can attığı bir bilmecedir. Bu konuyla ilgili pek çok kuram ve teori ortaya atılmış ama içlerinden en tutarlısı yani büyük patlama teorisi öne çıkmıştır. Bunun sebebi yapılmış olan deneylerin bu teoriyi büyük oranda desteklemesi sebebiyledir. Bu teoriye göre, evren ilk başta son derece sıkışık halde bulunmaktaydı. Daha sonra patladı ve evrende gördüğümüz her şey bu patlamayla ortaya saçıldı. Bu teoriyi ilk olumlayan bulgu, Hubble teleskobundan geldi. Görülebilen evrendeki herşeyin birbirinden uzaklaşması, hızı ve yönü olduğu saptandı. Uzayda hiç bir şeyin kendi kendine hareket etmeyeceği ilkesi doğrultusunda, yapılan ölçümler,  her şeyin aşağı yukarı bir bölgeden uzaklaştığını gösterdi. Bu da büyük olasılıkla evrenin merkezi, patlamanın olduğu yerdi. Bu durum üzerine kolları sıvayan teorik fizikçiler, olası patlama teorileri ürettiler ve üzerinde araştırmalar yaptılar. Kuantum dünyası ve atom altı parçacıklar böyle bulundu. Türleri araştırıldı ve keşfedildi. Bu araştırmaya göre bütün herşeyin atası olan 11 parçacık bulundu. (Bunların ne olduklarını internette bulamadım ya da bulduysam da anlayamadım sanırım). ilk on parçacık bulunduysa da son bir parçacık bir türlü bulunamadı. Aslında 1964 yılında Higgs Boson isimli bir bilim adamı bu parçacığın varlığını teorik düzeyde kanıtladı. Ama parçacığın varlığı bu güne kadar ispatlanamamıştı. Artık 11 parçacık ta bulundu ki artık neyden yapıldığımızı anlamak için yeni bir dönem açıldı. Sonuçlarının çok ilginç olacağını sanıyorum.

11. parçacık bozondur. Peki nedir bu bozon? Ne gibi bir işlevi var. Büyük patlamanın hemen milisaniyeler sonrası çok önemlidir. Çünkü ne olduysa orada olmuştur. Peki ne olmuştur. Evrenin bütün maddesi çok küçük bir alana sıkıştığından patlaması da o kadar devasa olmuştur ki, patlama sonrasında her türlü şey ışık hızında, evrene saçılmaya başlamıştır. Işık hızında giden herşey Einstein’a göre ışıktır. Hangi madde ışık hızını geçerse geçsin, ışığa dönüşür, ağırlıklısızlaşır, kütlesizleşir. Dolayısıyla büyük patlamanın hemen mili saniyeler sonrasında herşey ışığa dönüşmüştür ve hızla yol almaya başlamıştır. Ancak elbette parçacıklar birbirleriyle çarpışmış, birleşmiş yeni durumlar ortaya çıkartmışlardır da. Bu sayede elementler, maddeler ve nesnelerin ilk yapı taşları ortaya çıkmıştır. Ama bunların en önemlisi bozonlar olarak düşünülmektedir. Çünkü bozonlar, bu çarpışmalar sonucunda ortaya çıkan yeni elementlere kütlelerini ya da başka bir deyişle ağırlıklarını kazandırmışlardır. Yani ağırlıksız nesneleri ağırlığa kavuşturmuştur. Maddeyi var etmiştir. Bu oluşan madde ile evren, yıldızlar, siz ve ben oluşmuşuz. Bunu elbette nasıl yaptığını pek bilemiyorum ama bilim adamları bozonlar olmasaydı madde oluşamazdı diyorlar. Ama daha ilginci bu sayede, büyük patlamada ortaya çıkan toplam kütlenin sadece %4’ünü oluşturan “madde”nin nasıl oluştuğuna ilişkin  sır çözülmüş oluyor. Ama şu an maddeye dönüşmeyen %96’nın nerede olduğunu kimse bilmiyor.

Deneyin önemi de burada yatıyor. Varlık ile yokluk arasındaki sınırı neyin çizdiğini öğrendik. Ne sayesinde var olduğumuzu bilimsel anlamda keşfettik. Bir sanatçı olarak ta  olaya: “hepimiz ışıktan yapıldık” açısından yaklaşmak, benim için çok keyifli oluyor ki bunu da belirtmeden geçmek istemedim.

By Ufuk Tolga Savas on Google+

Reklamlar

Yorumlarınızı Bekliyorum...

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s