Teknoloji Biz İnsanları Ne Kadar çok Değiştirdi, Hem de Çok Kısa Bir Zamanda

Teknoloji ve getirdiği yenilikler biz insanları ne kadar da çok değiştirdi farkında mısınız? Ben farkındayım biraz, ne de olsa, siyah beyaz televizyonları küçük yaşta gören bir kuşaktan olup, o zamandan beri teknolojiyi takip ederim. Bakın neler oldu.

Sene kaç hatırlamıyorum ama kendimi bilmeye başladığımdan beri evimizde bir televizyon vardı.  Siyah Beyaz bir ITT. TRT  yayınları vardı. O dönemleri çok net hatırlamıyorum ama siyah beyaz tv izlemek ne demek biliyorum. Hatta o dönemde, babamla beraber televizyona bile çıkmıştık. Hatırladığım şudur o TV’ye çıktığımızdan: TRT’nin, Kavaklıdere’deki binasına gitmiş ve bayağı katlar aşağı inmiştik, bir stüdyo vardı aşağıda. Duvarlar yerine siyah kumaşlar vardı. Bir de spiker hanım vardı. Kırmızı elbise giymişti. (Şimdi aradım google da bulamadım. Ayşe Hanım, soyadını hatırlayamıyorum). Eve gidip o programı seyrettiğimizde, o elbisenin farklı renkte, yani gri göründüğünü fark etmiş ve bir anlam vermemiştim:)

Sonra eve renkli Tv alınmıştı ama TRT günde 4 saat renkli yayın yapıyordu ve bol bol renkli İstanbul Manzarası seyrediyorduk. Bir de o dönemde renkler biraz daha açılırdı ve kırmızılar, fosforlu kırmızı olurdu. Dallas’ın durumunu bir hatırlayın…

Ne oldu böylece? Siyah beyaz dönemde sadece akşamları yayın yapılırken, daha sonra renkli dönemde gün boyu, hatta daha ileri zamanlarda ise 24 saat yayın yapılmaya başlandı. Sanıyorum, işi gücü bırakıp, TV izlemek o dönem moda oldu. Uyumayanlar, ağzı açık ayran delisi vaziyetinde, o kutuda ne görse inananlar bu dönemde ortaya çıkmaya başladı ki, memleketimin insanının dönüşümü de orada başladı. İşi olanlar, işlerini yapmaya devam etti ama bir işi olmayan, özellikle ev hanımları artık bütün günlerini TV başında geçirmeye başladı. TV hiç kapanmaz oldu.

Gel zaman git zaman ATM makineleri icad oldu, bankalardaki yerlerini aldılar. O zamanlar bu makinelerle pek işim yoktu ama babam dolayısıyla, yakından tanıma ve onları kullanma alışkanlıkları üzerine bir gözlemim oldu. Maaşlarını, atm’den almaya çalışan bir yığın kamu çalışanı, bu aletlerin önünde uzun kuyruklar oluşturur, matiğin (Matik lafı da o zaman çıktı, çünkü ilk defa iş bankası atm’sini “bankamatik” olarak adlandırdı ki, aletin ismi öyle kaldı)  başındaki de mutlaka ama mutlaka, kartını sokar, ardından şifre yazın diyen ekranı sonuna kadar ve dikkatlice okur, şifresini yazar, sonrada mutlaka bakiyesine bakardı. Aslında bakiye açılış ekranında görünüyordu. Sonra da para çekme durumuna gelince de, istediği parayı yazar, makine parayı verirdi. Ama ilaaki o para sayılırdı matiğin başında. Sonra da makbuz istiyor musunuz sorusunu ‘evet’ cevabı verilir, makbuz alınır, kart da alınır ama daha önemlisi, kart alındıktan sonra ekranda “alet bana başka bişey diyor mu acaba” diye beklenir ve sonra gidilirdi. Normalde 30-40 saniyelik bir işlem olurdu size 5 dakika, dolayısıyla sıra uzar da uzardı. Kimsenin de itirazı yoktu ilginçtir ki. Bu gün böyle yapanları artık uyaranlar var. “işleminiz bittiyse, müsade eder misiniz…”

İnsanların ilk defa bir ‘arayüz’ ile tanışması olarak tanımlayabiliriz bu durumu. Bir makineyi, insanların tuşlarına basarak daha kolay kullanmasını sağlayan grafik ekran olarak anlatılabilir arayüz. Ama sonra banka, atm deki arayüzü daha hızlı olsun diye biraz değiştirince, insanların nasıl şaşırıp kaldıklarını biliyorum.

Sonra cep telefonları icad oldu. Onlarında insan da etkileri çok ilginç oldu. Kimisi bu aletleri, bir prestij simgesi olarak kullandı, her gittiği yerde masanın üzerine koyarak sergiledi, az bir  azınlıkta, bunları hep ceplerinde saklamayı, hava atmamayı tercih etti. Kimi, ortalık yerde bağıra bağıra konuştu telefonuyla, kimisi en kuytuya çekilip, adeta fısıldayarak. Ne de olsa hayatımıza yeni bir alet girmiş ve onun kullanım kültürü oluşmamıştı. Sonra sonra iş rayına oturdu ama bu nereden baksanız 10 yıl falan aldı. Bugünlerde anca yerine oturdu kullanım kültürü dersek, pek yanlış olmaz herhalde.

Cep telefonlarının da bir arayüzü vardı ki, televizyonun ya da atm makinelerinin kullanımını zor bulan insanlar için tam bir işkenceydi. Arayacağı kişi için rehberi açmak, bulmak, aramak, zor işti. Hele bir de sürekli yeni cep telefonları çıktıkça, arayüzler değişiyor ve bu kuşak iyice bunalıyordu.

Windows’un memlekete girmesi de bu dönemde olup, benim de bu işletim sistemiyle aşinalığım o zaman başlamıştı. İnsanlar bana, mücize işler yapan birisiymişim gibi bakıyorlardı. Ne yaptığımı bile anlamıyorlardı. Dosyalar açık kapatıyorum, yazılar yazıyorum, internet yok tabi henüz, bişeyler yapıyordum. Eski nesil orada fena koptu ve takip etmekte zorlandı. İnternet geldi, dışında kalındı. Olmadı. Çünkü bu arayüz olayı iyice çığrından çıktı. Her web sayfası ayrı bir tasarımda olduğu için, arayüzü de farklı ve kullanımı zordu. Ama sonra, olayın önemi anlaşıldı, ilgilenildi, kullanılmaya çalışıldı, oğullara babalar sürekli sordu ve biraz olsun öğrenildi. Ama sorun genellikle hep arayüzü anlamamaktan geçiyordu. Ama sonunda herkes, yaşlılar dahil, bu değişen arayüz olayına alıştılar ve kullanmaya başladılar. E postalar kullanılmaya başlandı vesaire…

Her neyse lafı fazla uzatmıyayım, bütün bu değişimler ve belki de daha fazlası, nereden baksanız 15-20 senelik bir süre içinde oluştu. Her yeni araç, hemen beraberinde onu kullanma becerisini ve terbiyesini yanında getirmedi. Zamanla oluştu ama tam oluştu derken, yeni bir teknoloji ile güç bela yerine oturtulan, kullanım becerisi ve terbiyesi, hep sekteye uğradı. Oturması mümkün olamadı. Ama bu durum da bir süre sonunda alışılmış bir duruma geldi ve kanıksandı. Ama o zamana kadar hayatımıza giren bütün elektronik araçlar karşısında bir tavır yaratılabildi ki, bu da tecrübe ile mümkün oldu, sistem yerine oturmaya başladı.

Bu gün, internet hayatımızın orta yerinde duruyor, cebimizde cep telefonları, karşımızda interaktif tv kanalları, gibi pekçok şeyi kullanıyoruz. Kullanım tecrübesi, değişken arayüzler artık sıkıntı olmaktan çıktı. İçerik daha önemli olmaya başladı ki, şimdi de sorun burada baş gösteriyor. Yalan yanlış içerik, bilgi kirliliği, sanal ortamda taciz ve hakaretler gibi terbiye ile ilgili sorunlar söz konusu olmaya başladı.

Ama bu kadarla da kalınmadı. Mobil teknolojilerin gelişimi tuhaf durumlar yarattı. Sokakta, yürürken kendi kendine konuşana deli derler normalde ama artık bu delilerden sokakta çok var. Çünkü artık cep telefonları, kablosuz kulaklıklara sahip ve sokakta kendi kendine konuşan adamlar söz konusu!. Ama görmüyoruz ki, adamın kulağında bluetooth var, kendi kendine konuşmuyor ki, telefonla konuşuyor. Bu durumun ilginçliği sadece bu kadarla sınırlı değil. Eskiden sokakta yürüyen, somurtgan insanlar söz konusuyken, şimdi, gülümseyen, duygularını yüzünden okuyabildiğimiz insanlar oluştu cep telefonları sayesinde sokakta.

Artık sokakta somurtan insanlar yerine duygularını belirten insanlar söz konusu oldu. Sadece bu da değil, mesela google’ın son numarası da oldukça ilginç durumlara gebe. Google glass project. Bu bir gözlük ve internetle bağlantılı çalışıyor. Bakın nasıl çalışıyor.

Artık, insanlarla buluşma ve iletişme dünyamız çok değişecek, büyük yenilikler ve değişimler söz konusu olacak. Bakalım neler olacak. Yaşayalım ve görelim.

Reklamlar

Yorumlarınızı Bekliyorum...

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s