Sosyal Medya ile Olan Yanlış İlişki ve Yarattığı Sorunlar

Sosyal medya, çok uzun zamandır hayatımızın bir parçası. Çoğu kullanıcı, internette harcadığı zamanın büyük bir çoğunluğunu bu kanallarda geçiriyor. Hatta yapılan yeni istatistikler, facebook’un ziyaret oranının google’ı geçtiğini söylüyor. Ama bu değişim insanlarda sıkılma, geri çekilme, bıkma gibi durumlar yaratıyor. Haksız da değiller aslında ama sorun her zamanki gibi yanlış kullanımdan kaynaklanıyor.

Sosyal medya ile ilgili çok yakın zamanda bir makale yazdım ve bir üniversitenin hakemli dergisine gönderdim. Bu yazıda sosyal medyanın ne olduğunu, standart internetin neden önüne geçtiğini ve bu durumun sanatçılar için ne gibi durumlar yarattığını anlatan bir yazıydı. Red edildi. Bilimsel makale değilmiş daha ziyade bir gözlem yazısıymış. Kaynak kullanımı yokmuş falan filan… Kaynak yok ki konu üzerinde kullanayım. Sanatçı ve sosyal medya üzerine doyurucu bir kaynak yok. Her yere baktım yok. Ben ne yapayım. Belki de dünya da bu yazıyı yazan ilk kişiyimdir de ondan olabilir(!).

Akademik dünyanın bu skolastikliği beni öldürecek bir gün (Bu skolastikiliğin gereğini anlıyorum ama bazen fazla aşırı oluyor gibime geliyor). Zaten ölmiyim diye bu blog var ve burada yazıyorum. Çoğu insanda dünyada benim yaptığımın aynısını yapıyor. Ne de olsa yanlışlar zamana dayanamayıp yok olacak, doğrular kalacaktır. Galileo’yu yaktılarda, dünya güneşin etrafında dönmekten vaz mı geçti? Herneyse…

Sosyal medyayı doğru kullanmak lazımdır. Elimizde bunu yapabilmek için gerekli araçlar da yok değil. Hatta bu araçlar kendi kendine oluşmuş araçlar aslında. Mesela facebook. Her açtığımızda önümüze tonla şey geliyor. Geliyor gelmesine de bu standart internetin önümüze getirdiği şeylere nazaran daha sınırlı. Bu sınır nereden geliyor? Arkadaş olarak seçtiğimiz insanlar ve onların da yayınlamak istedikleri bağlamında sınırlanıyor. Ne de olsa arkadaş olduklarımız gene de bizim aklımıza yakın olanlar ya da aynı alanda olanlar. Bunların yayınladıkları da standart internete nazaran daha seçilmiş şeyler oluyor. Mesela benim facebook listemde neredeyse 500 civarında seramikçi ve sanatçı var. Onların beğeni süzgecinden geçmiş şeyler karşıma geliyor. Böylece insan bakarken pek de boğulmuyor ve hatta ilginç şeylerle de sıklıkla karşılaşılabiliyor.

Sosyal medyada izlenilenleri gruplamak da mümkün. Bu da çok pratik bir araç. Ben sanatçıları bir gruba da topladım ki, sadece sanatçıların yayınladıklarını görebiliyor ve internetin uçsuz bucaksız genişliği içinde kaybolmuyorum. Öğrencilerim grubu var, sadece onların yayınladıklarını görebiliyorum. Ailem var, var da var. Bu gruplama sayesinde, facebook’u açar açmaz karşıma dökülen binlerce şeye bakmıyor, gruplarıma teker teker tıklıyor, hedefe yönelik bir bakış kazanabiliyorum. Böyle yapınca yararlı olan şeylere daha çabuk ulaşıyorum.

Sosyal medya sadece izlenmesi için değil ama aynı zamanda kullanılması gereken de bir araçtır, özellikle sanatçılar için. Sosyal medya, internet 2.0 bağlamı içinde oluşturulmuş sitelerdir. Sadece okunması için değil ama aynı zamanda ona katkıda bulunması ve hatta bu katkının çok kolay bir şekilde yapılabilmesi için tasarlanmış yapılardır. Hiç bilgisayar bilgisi olmayan bir kişi bile rahatlıkla bu alana veri girişi yapabilir.  Zaten dinamikliği de bu yüzdendir.

Sosyal medyanın biz sanatçılara gerekliliği nedir? Bu çok önemli bir soru. Makalemde yazdığımda buydu.

Diyelim ki bir web sayfanız var ve yeni bir iş yaptınız. Bu işin görsellerini web sayfanıza koydunuz. Ne olacak? O sayfanın değiştiği ile ilgili izleyiciye vahiy mi gelecek? Bu değişikliği kullanıcının bulması çok zor hatta imkansız olacak ve yaptığınız yenilik internetin uçsuz bucaksız ovaları içinde görünmez durumda kalacaktır. Oysa bu yaptığınız değişikliği sosyal medyada duyurunca ne olur? O zaman, yenilik görülebilir olur ve kaybolmaz. Bunu şöyle bir örnekle açıklayayım daha iyi anlaşılması için.

Kendi kişisel web sayfanıza bir işinizi koymak ve onun bulunmasını beklemek tıpkı bir duvara resim yapıp milletin bunu görmesini beklemek iken, bu yaptığınız işi sosyal medyadan duyurmak, hem duvara resmi çizip ama aynı zamanda “bakın ben yeni bir iş yaptım” diye bağırıp insanların ilgisini çekmektir. Bu durumda ilgisi çekilen insanlarda bakar ve görür.

İşte bu yüzden artık sosyal medya çok önemli. Televizyon reklamlarına dikkat edin. Eskiden reklamın sonunda şirketin web sayfası “www.bilmemne.com” diye yazardı. Şimdi artık, “www.facebook.com/bilmemne” ya da “www.twitter.com/bilmemne” diye yazıyor. Çünkü artık insanlar standart web sayfalarına çok bakmıyorlar daha ziyade içeriğin daha hızlı değiştiği ve kolayca güncelleştirilebildiği sosyal medya sayfalarına bakıyorlar. Bu daha az sıkıcı oluyor ve hedefe daha kolayca varılmasını mümkün oluyor. Zaten şirketlerinde bu durum daha fazla işine geliyor. Artık web sayfası tasarımcısı barındırmak zorunda kalmıyorlar.

Demem o ki; artık sosyal medyayı takip eden ve sıkılan insanlar olmanın dışında onu kullanan insanlar olmak ama filtreleme mekanizmalarını da doğru ayarlamak  gerekiyor. Zira sistemin amacı bu.

Reklamlar